Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENERSSYorum RSS
1 tane "mhp ve türkmenbey'i devlet bahçeli'ye saldıran ''ajan'' muhalifler" etiketli yazı bulundu "mhp ve türkmenbey'i devlet bahçeli'ye saldıran ''ajan'' muhalifler" tagli diger ogeler resimler , videolar

MHP VE TÜRKMENBEY'İ DEVLET BAHÇELİ'YE SALDIRAN ''AJAN'' MUHALİFLER 

Bu yazımızda siyasi partilerimizdeki muhalefetin bazı ortak yanlarını ortaya
koyacağız. Tabi bizim aklımızda kalanları.

Bu muhalefet incelememize CHP ile başlayalım isterseniz. Aslında herkesin
“kurultaylar partisi” olarak bildiği CHP’de son kurultay gereğinden fazla
gürültü çıkardı. Örneğin CHP’nin kurultayları medyamızda daha önce orta
düzeyde yer bulurken, 2005 Ocak ayının sonunda yapılan kurultay öncesinde o
güne kadar hiç görülmemiş şekilde manşetleri, köşeleri süsledi. Ancak bu CHP
yazılarında bir isim hep ön plâna çıktı. Mustafa Sarıgül.

Peki kimdi bu Mustafa Sarıgül. Siyasete gençlik yıllarında CHP Gençlik
Kollarında başlamış 18. dönem SHP Milletvekilliği yapmış, daha sonra DSP’den
Şişli Belediye Başkanı seçilmiş ve YTP’nin kurucuları arasında yer almış
biri. En son olarak başladığı yere CHP’ye döndü ve CHP’ye Genel Başkan adayı
oldu.

Görüldüğü gibi Sarıgül’ün siyasi hayatı çok hareketli. Bir o partide, bir bu
partide. Ama Sarıgül, CHP’de muhalefet harekete başladığı zaman hiç kimse bu
hareketlilikten bahsetmedi. Özellikle herkesin en ufak açığını bulan,
bulmayan çalışan hatta olmayan açıkları var eden medyamız bile bu
hareketlilikten bahsetmedi. Aksine, Sarıgül’ü CHP’nin kurtarıcısı gibi
gösterdiler.

Aslında buna Sarıgül’ün kendiside inanmış durumdaydı. Çünkü konuşmalarında
birlikten beraberlikten, CHP’nin emin ellerde olmadığından çok sık
bahsediyordu. O güne kadar hep CHP’den siyaset yapan Deniz Baykal’ı partiyi
tanımamakla ve yönetememekle suçluyor hatta daha da ileri giderek CHP’ye
ihanet ettiği anlamlarına gelecek imalarda bulunuyordu.

İlginçtir, medyamız da Sarıgül’ün bu kadar parti değiştirmesini görmezlikten
gelerek, sanki CHP’nin kuruluşundan itibaren sadece o varmış gibi bütün
politikalarını Sarıgül üzerine kurgulamış, Sarıgül’ün attığı adımı
süsleyerek haber yapmaya başlamışlardı. Hele o köşe yazarları... CHP ile hiç
ilişkisi olmayan köşe yazarlarımız en büyük CHP ve ideallerinin savunucuları
olmuşlardı.

Sarıgül’ün siyasi dönemeç noktalarını da iyi incelemek lazım. Örneğin, 3
Kasım öncesi özellikle Avrupa tarafından Türkiye üzerinde oynanan oyunların
tam yoğunlaştığı bir dönemde YTP kuruluyor. Ve Mustafa Sarıgül kurucular
arasında. Daha da ilginci, Mustafa Sarıgül 3 Kasım seçimlerinde,
kurulmasında başrolü oynadığı kendi partisi YTP’den aday da olmuyor. Sanki
görevim bitti der gibi. Tabi bu dönem tesadüftür AKP’nin tek başına
iktidarının başladığı döneme rast geliyor.

Sarıgül 3 Kasım seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra 11 Aralık 2002’de CHP’ye
geçiyor. Ve 28 Mart seçimlerinde CHP her tarafta düşük oy alırken Mustafa
Sarıgül Şişli’de yüksek bir oyla tekrar belediye başkanlığını alıyor.

Daha sonra ise, hepimizin bildiği Sarıgül-ABD görüşmeleri, Sarıgül-Tayip
Erdoğan görüşmesi ve Mustafa Sarıgül CHP’de muhaliflerin hepsinin birleştiği
ortak Genel Başkan adayı.

Bu arada şu noktayı unutmamak lazım. Sarıgül’ün CHP muhalefetine hız verdiği
dönem 17 Aralık 2004 AB Zirvesi’nin öncesine denk geliyor. Türkiye için
tarihi kararların alındığı bu zirve öncesinde ve sonrasında CHP parti içi
muhalefetle uğraşmaktan ülke meselelerinden uzak kalmış, AKP’de “meydanı boş
bulmuş misali” çok rahat hareket etmiştir.

Gelelim DYP’ye

DYP’nin 14 Mayıs 2005 Kongresinden sonra parti içi muhalefet birden bire
birleşip kazan kaldırdılar. Tüzük değişikliği istiyorlardı.

Ancak bu muhalefet hareketin başladığı döneme baktığımızda yine ilginç
rastlantılar dikkat çekiyor. Çünkü DYP’nin AKP’den birkaç milletvekilini
aldığı, AKP’de ise, “daha kaç milletvekili gidecek” sorularının
yoğunlaştığı, erken seçim tartışmalarının başladığı ve AKP’nin halk arasında
oylarının azaldığı bir dönem. Ve DYP saflarından bu muhalif harekete karşı
söylenen ortak cümle “zor zamanda olmayıp şimdi ortaya çıkmış olmalarıdır”.
Tabi bu muhalefet hareket içerisindeki Mehmet Ali Bayar gibi ABD ile
ilişkileri kuvvetli ve birkaç parti değiştirmiş siyasetçilerinde olması
başka ilginç nokta.

Ve MHP

MHP’deki durum diğerleri ile çok benzeşme gösteriyor. Öncelikle MHP’deki
parti içi muhalefette başrolü çeken isimlere bir bakalım.

Namık Kemal Zeybek, 80 öncesi MHP üst görevlerde bulunmuş, 80 sonrası ise
yaklaşık 23 yıl MHP dışındaki partilerde siyaset yapmış, MHP, ülkücüler ve
Alparslan Türkeş hakkında ağır eleştirilerde bulunmuş bir insan.

Ramiz Ongun, yine 80 öncesi MHP’de üst görevlerde bulunmuş, 80 sonrası bir
süre yurt dışında bulunmuş ve Türkiye dönüşünde ANAP, DYP gibi partilerde
siyaset yapmaya uğraşmış, 1997’de MHP’ye katılmış bir kişi. O günden sonrada
MHP’nin müzmin muhalifi.

Daha önce, Namık Kemal Zeybek, Ramiz Ongun, Emin Yazıcı ve Ercan Koç gibi
muhalifler hep ayrı saflarda yer almış, birbirlerine ağır eleştirilerde
bulunmuşlardı.

Ancak bir süre önce bu muhalifler birleşerek birlikte hareket etmeye
başladılar. Ama zamanlamaları çok ilginçti. AB Büyükelçileri’nin Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül’e “yükselen milliyetçiliği durdurun” demelerinin hemen
ardından, MHP’li muhalifler birleşme kararı almışlardı. O güne kadar hiç yan
yana gelemeyen bu kişiler şimdi bir aradaydılar. Ve görüntüdeki istekleri de
CHP ve DYP’dekilere çok benziyordu “tüzük değişikliği” ve “parti içi
demokrasi”.

Yine diğer partilerdeki muhalefetle ortak benzerlik ABD. Çünkü Ramiz
Ongun’un, ünlü Soros’la aynı Alman filozoftan örnek vermeleri, Soros’la,
Ongun’un söylediği sözlerin birbiriyle çok paralel olması ve
zamanlamalarının tutması çok ilginçtir.

Bu sırada önemli bir olayı göz ardı etmemek gerekir. Yıllardır bütün
MHP’lilerin en çok yakındığı nokta medyanın kendi faaliyetlerine ve
fikirlerine ya hiç vermemesi ya da çok az yer vermesi idi.

Ancak, bu muhalif hareketin başlaması ile birlikte MHP haberleri manşetleri,
köşeleri, satır aralarını, anlayacağınız haberin olduğu her yeri süslemeye
başladı. Bu haberlerin hepsinde hep MHP muhalifleri ön plâna çıkartılıyor.
Muhalif pencereden yazılar yazılırken, MHP’nin normal programları yine
hiçbir medyada yer bulmamaktadır.

Hatta MHP’nin lafını ağızlarına almaktan bile hoşlanmayan köşe yazarlarımız,
bugün, MHP’nin geleceğini yorumluyor, MHP’nin geleceğinin ancak muhalif
hareketle kurtulacağı şeklindeki yazılarıyla “çorbada tuzumuz olsun” misali
muhalif harekete destek vermeye devam ediyorlar. MHP ile hiç ilişkisi
olmayan bu köşe yazarları, MHP ve ideallerinin savunucusu rolüne çoktan
soyunmuşlardı bile.

Medyamızın diğer partilerdeki son dönemde gelişen muhalefet hareketlere
yaklaşımıyla, MHP’deki muhalif harekete yaklaşımları ne kadar çok benziyor
değil mi?

MHP’deki muhalefetle diğerleri arasındaki bir diğer benzerlik ise, MHP’li
muhaliflerin de AKP ile görüştükleri iddialarının ortaya çıkmasıdır.

Bir başka benzerlik ise, bütün bunların MHP’nin oylarının yükseldiği,
AKP’nin oylarının düştüğü bir döneme rast gelmesi.

Ayrıca, MHP yönetimi bir kongre kararı alacak olursa daha önce 17 Aralık
Zirvesi’nde CHP’de olduğu gibi, 3 Ekim Zirvesinde de, yükselen MHP kendi
parti içi muhalefetiyle uğraşmaktan AKP’ye vakit bulamayacak ve AKP 3 Ekim
Zirvesi’nde de “meydanı boş bulmuş misali” çok rahat hareket edecek, verilen
tavizler saklanabilecektir.

AKP’ye muhalefet yapma durumunda olan partilerin kendi içlerinde meydana
gelen muhalefetlerin ortak yanlarını alt alta yazacak olursak önemli
benzerlikleri şöyle sıralayabiliriz.

1- Zamanlamaları bakımından AKP’nin sıkıntıda olduğu dönemlere rast
gelmektedir.

2- Partilerinden talep ettikleri bakımından söyledikleri sözler hemen hemen
aynıdır.

3- Muhalefet hareketin başrolünü çekenlerin hepsinin siyasi geçmişleri çok
hareketlidir.

4- Hepsinde ABD bağlantısı veya ABD fikirleriyle paralellik görülmektedir.

5- Hepsinin AKP ile olan ilişkileri ortaya çıkmaktadır.

Bu muhalif hareketlerin birbirlerine gereğinden fazla benzeşmeleri insanın
kafasını çok karıştırıyor. En halisane duygularla bile baksak şu düşünce
aklımızı kurcalıyor.

Sanki hepsine birden “parçalayın” emri veren “ortak bir azmettirici” var.

İLETİŞİM: altinelbiseliadam@bozkurtdiyari.bloggum.com