05 Eylül 2007 02:04 · ÜLKÜCÜ
· Etiketler
ne mutlu türküm diyene
1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır.
Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit’e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister.
II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi’yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır. Said, “Zalimler için yaşasın cehennem!” sözünü Abdülhamit için söyler……
Kürt Teali Cemiyeti
Isparta’daki sürgünden memleketine dönen Said-i Kürdi yine İngilizlerin işgal planına uygun olarak Doğu’da ve güneydoğuda İngiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulması amacıyla "Kürt Teali Cemiyeti" kurucuları arasında yerini aldı.(kaynak: Marmara brifingi, 1971)
Bir yandan işgalcilerle mücadele eden Ankara hükümeti bir yandan da İngiliz destekli gerici isyanları bastırmakta başarılı olunca Said-i Kürdi bu sefer M. Kemal’le görüşmek için Ankara’ya gitti. Amacın şeriat devleti kurmak olmadığını, ulusal temele dayanan devlet kurmak olduğunu anlayınca bundan vazgeçti.
Bugün dahi Nurculukta cuma namazı kılınması farz kabul edilmez. Çünkü Said-i Kürdi’nin anlayışına göre ülke hala "müslüman" değildir. "Dar-ül harp"tir. Yani şeriatı getirmek için savaşılması geren topraklardır.
Bu anlayışa uygun olarak çıkan ve arkasında İngiliz desteği olduğu resmi belgelerle kanıtlanmış olan Şeyh Sait isyanına katıldığı için İstiklal Mahkemesince yargılandı ve birçok ilde sürgün yaşadı. İngiliz destekli bağımsız Kürdistan isteyen bu ayaklanma birçok şehrin yıkımına, ordunun büyük ölçüde kayıp vermesine ve misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan Musul ve Kerkük’ün İngilizlere kalması ile sonuçlandı.
Nur cemaati’nde Atatürk’ün "Öküz aleyhisselam", "Beton Kemal", "Deccal" gibi isimlerle anılmasınınn arkasında bu şeriatçı ayaklanmaların uğradığı hezimetler yatmaktadır.
Risaleleri ve fikirleri
Said-i Nursi’nin yaşamı boyunca yazmış olduğu risalelerin tümüne "Risale-i Nur Külliyatı" denir.
Türkçe konuşan insanların %90′ının anlayamayacağı bir dil kullanan(ve kişisel düşünceme göre hiç de derin anlamı olmayan ve birbirinin tekrarı niteliğinde olan) bu eser, başlarda cifir’in İslam dışı olduğunu söylediği halde("cifir…, gaybı Allah’tan başkası bilmez ayetine karşı edep dışı bir davranıştır")(bkz. Lem’alar s. 39(yazıldığı tarih 1957) daha sonraki kitaplarında sık sık cifir kullanarak kendisinin ve yazdıklarının ne kadar yüce olduğunu anlatır. Buna örnek vermek gerekirse:
"-… İçlerinde bedbaht olanlar da said olanlar da vardır- anlamındaki ayetin cifir yyönünden sayı değeri 1303 eder. Hud Suresinde -Emrolunduğu gibi hareket et-, anlamında bir ayet olduğu gibi Şura suresinin 2. ayetinde de aynı anlamda bir ayet vardır. -Vav-la başlayan Şura suresindeki ayetin cifir yönünden sayı değeri de 1309 eder. Bu tarihte bütün muhataplar içinde özellikle birine Kur’an adına iltifat ediliyor, doğru olmak yolunda buyruk veriliyor. Birinci tarih(1303)de ise, Risale-i Nurlar müellifi(Said-i Nursi)nin ilim tahsiline başladığı tarihtir. İkinci ayetin tarihi ise O müellif(Said-i Nursi)nin harika bir şekilde pek az bir zamanda ilimce en son noktaya ulaştığı(!), tahsili bitirdikten sonra ders vermeğe başladığı ve 3 ayda, bir kış içinde, 15 senede ancak okunabilen 100′den çok kitap okuduğu ve o zamanın o muhitte en ünlü alimlerinin yanında o 3 ayın mahsulu fakat 15 yılın mahsulü kadar olan ilimleri kazandığı, ne kadar büyük bir alim olduğunu; hangi ilimden olursa olsun sorulan her soruya en doğru cevabı vermekle ispat ettiği tarihe rastlar."(Tasdik-i Gaybi, s. 61-62, yıl 1958)
Said–i Nursi’ye göre Atatürk Deccal’di
Said–i Nursi bir çok lahikasında Atatürk’e “Deccal” diye hakaret ediyordu.
Deccal, İslami literatürde en ağır hakaret sayılan ifadelerden biridir. Deccal; yalan söyleyen, aldatan, karıştıran kişi anlamına gelir. Deccalin ortaya çıkması kıyamet alametlerinden biri olarak da görülmüştür.
Deccal konusunda tarih boyunca ortaya atılan iddiaları gündeme getirecek değiliz. Ancak Said–i Nursi’nin şu satırlarını okuduğunuzda Deccal denilince kimin kastedildiğini çok iyi anlamış olacağız.
“Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(…) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur–u iman ve Kur’an ışığıyla hakikat–i hal–i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.” (Şualar458–459,Siracun Nur 247)
Saidi Nursi, başlangıçta şifreli olarak işaret ettiği Deccal’in kim olduğunu daha sonra şöyle anlatıyor:
“Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis–i Şerif’in ihbariyle Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim.Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi. (Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç makama gönderilen istida)
Saidi Nursi, Mustafa Kemal’e yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar:
“…Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden ve Hadis– Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı Süfyan’ dediğimizi (…)” (Emirdağ Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226–227)
Saidi Nursi Atatürk’e açıkça Deccal diyor, Millet–i İslam’ı Protestan yapmak istediğinden bahsediyordu.
Oysa, Saidi Nursi’nin Deccal dediği Atatürk, İzmir Amerikan Koleji’nde misyoner faaliyette bulunuluyor diye bu okulu tamamen kapatmış, hayatta iken Bab–ı Ali’nin “Misyonerle Mücadele Teşkilatı” kurmasına destek vermiş, 3 Ocak 1922’de Meclis Başkanı iken yayınladığı bir muhtırada, İçişleri Bakanlığı’na çok sert çıkışarak, Amerikalıların Anadolu’da “Öksüzler Yurdu” altındaki yapılanma isteklerinin tamamen Hıristiyanlığı yaymak amacı taşıdığını vurgulayarak “bu talebin derhal reddedilmesini” istemişti.
Said-i Nursi ve şehitlik
Şöyle diyor Said– Nursi:
“Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
“Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası,s.75)
“Hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
İslam tarihi boyunca kendini Müslüman olarak addeden hiçbir din adamı, Müslümanları ve İslamdaki şehitlik kavramını böylesine aşağılayan ifadeler kullanmadı. Bu cinayete ilk kez Said–i Nursi’de rastlıyoruz.
Şehitlik, Allah yolunda savaşan, vatanını savunan ve bu uğurda ölenlere verilen bir mükafattır. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı savaşan “yedi düvel”, Haçlı dünyasının karşımıza çıkardığı küfür ordusuydu. Bu savaşta Ortadoğu’dan, Çanakkale’ye kadar bir çok cephede milyonlarca “Mehmedimiz” din uğruna, İlay–ı Kelimetullah uğruna, vatan uğruna, bu vatan üzerinde Ezan–ı Muhammedi ilelebet çınlasın diye şehit oldu.
Ama bir din adamı bozuntusu ortaya çıktı ve “ne dinden olursa olsun, Müslümanlara karşı savaşıp ölen kafirlerin de şehit olduğunu” ilan etti. Ve hatta hiç utanmadan yüzü kızarmadan Memedimizi katleden o kafirlere bir de “mazlum” dedi.
Dinlerarası Diyalog ve Said-i Nursi
Bu olayın ve “Vatikan’ın misyonunun bir parçası olmayı” kabullenmenin tarihsel bir altyapısı var mı sorusu kuşkusuz sizin de aklınıza geliyordur. Öyle ya bir insan durup dururken neden dünyadaki misyoner faaliyetlerin merkezi olan bir kurumun misyonun bir parçası olmayı kabul eder?
Bu sorunun cevabını bugünkü Nur cemaatinin faaliyetlerinde değil, Said–i Nursi’nin yazdığı risalelerde gösterdiği hedeflerde aramak lazım.
Saidi Nursi risalelerinde pek çok yerde Hristiyanlarla yakınlaşmayı, kaynaşmayı ve ittifakı şu şok edici sözlerle “emreder”: “Müslümanlık – Hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.” (Emirdağ Lahikası I, s. 1712, Tarihçe–i Hayat, s.434’den nakleden Prof. Dr. Yumni Sezen, Dinlerarası Diyalog İhaneti, Kelam Yayınları)
“Misyonerler ve Hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak.” (Lem’alar,111,141)
Saidi Nursi Müslüman ve Hristiyanlar arsındaki ittifakın bozulmaması için nurcu kardeşlerine çağrı yaparak misyonerlerle sürekli bir ve beraber, ittifak halinde olmalarını istiyor. Bu ifadelerde sadece Hristiyanlarla değil Hristiyanlığı yaymak için büyük paralarla Osmanlı topraklarında Hristiyanlaştırma faaliyetlerinde bulunan “Hristiyan misyonerlerin o dönemdeki uzantılarıyla de ittifak halinde olunmasını “emretmesi” insanı şaşırtıyor.
İyi de Saidi Nursi misyonerlerle neden böylesine sarmaş dolaş olunmasını istiyor? Nurculara neden “misyonerlerle ittifak halinde olun” diyor. Osmanlıyı o misyonerler ve onların işbirlikçileri parçalamadı mı? Saidi Nursi’nin bu misyoner aşkı neden?
İLETİŞİM:
altinelbiseliadam@bozkurtdiyari.bloggum.com
bediüzzaman hakinda yazilan bu yazinin yüzde 99U yalan yanliş ve iftiradir.bediüzzaman kesinlikle kürdistan devleti denen bi devlet kurma gibi bi amaci ve emeli OLMAMİŞTİ onun tek amaci cahil doğu halki için bi üniversite acmak , dini ve pozitif bilimleri öğretmekti.eğer onun öyle bi amaci olcaydi seyh said isyani katilirdi hatta seyh said ona ve müritlerine isyana katilmalari için teklifte bulunmus said nursi katlirsak kardeş kani düklür deyip teklifi rededmiştir.atatürke gelince atatürk zaTen allah ismini ağzina aLanlari hepsini idam etiriyordu mezbeh mahkemelerinde. manevi değerlere ve kutsal yerlere baltayla saldiran biri nasil deccal olmasin....MÜSLÜMANİM ÖLENE KADAR KÜRDÜM SONUNA KADAR.... SAYGİLARİMLA
peki güzel kardeşim kürdüm ve müslümanım diyorsun hatta ve hatta sonunda ölene kadar ibaresi belirtmişsin.şimdiben sana sorayım bir müslüman bir insan için deccal kelimesini kullanabilirmi*
ben yanıtlamak isterdim ama ağzım bozuktur
Bu gün onların hoca efendileri nerelerde yaşıyor herkes bunu böyle bilsin.Hiçbir müslüman din adamı bir papazın ilini öpmez,öpemez.ondan yardım dileyemez. ama onların hoca efendileri bunu yapıyor.Nerede yaşıyor CIA 'nın saraylarında.Efendim okullar açıyormuş.Nerelerde ?eğitim dili nedir, neler öğretiliyor bilen var mı? Bir Türk'e ve müslümana hırıstiyan memleketinde okul açma izni verilyecek hangi mantık kabul eder bunu.Çünkü bunu insan hakları dedikleri yerlerde bile kabul etmezler.Demekki hırıstiyanlık propagandası yapılıyor da ondanrdır.Müslüman etnik ayrımcılık yapmaz.Ypamaz.Hangi millete mensup olursan ol.
eger seyh said ve seyh sait hakinda konusmak yada yazi yazmak istiyorsaniz.öncesinde bu insanlari bir tanima zahmetinde bulunun.
sevgili arkadaslar.
ve ne olursa olsun her ikisinin birer kürt büyügü ve bilgeleri oldugunu akliniza iyi sokun.ve bu sahislara sahtekar diyen arkadasin vay haline vay demeli.
eger o kadar cok medeni iseniz ki tartisilir,o zaman olaylari ve tarihi biraz tarafsiz okuyup ögrenin.olaylara birer at gözlüklü fasist gözüyle degilde birazda olsa insanca bakin.ben sizin gibi hakaret dolu sözleri yazan kürt dahi olsa insanlikla alakalari olmadiklarina inaniyorum.saygilar insana insan gibi deger veren herkese
Lan Allah tan korkmaz. Atatürk değil mi Türkiye' yi dinsizleştirmeye yönelten Kuran-ı kerimleri toplattırıp yaktıran cübbeyi sarığı kaldırtıp şapka kanununu getirten.Sen kalkmış Hz.Hızır'ın askeri olan Bediüzzaman Said Nursi hazretleri hakkında neler söylüyorsun.Ama ne diyeyim sen cahil kalmışsın seninle tartışmayada girilmez.Bu yazıyı yazarken İmam_ı Şafi hazretlerinin bir sözü aklıma geldi ''Ne kadar alim ile tartıştıysam hepsini yendim, ne kadar cahil ile tartışdıysam hepsine yenildim'' seni de Allah ayıktırsın inşallah.
akli dengesi yerinde olmayan birisi nasıl sinsi planlar yapabilir. bi kere art niyetiniz burdan belli . ikincisi şeyh said isyanını desteklememiş aksine isyandan vazgeçirmeye çalışmıştır üçncüsü zalimler için yaşasın cehennem sözünü Abdül Hamit Han için değil istanbul halkını altı hileyle kandırmak isteyen ingilizler için kullanmıştır. halkı uyandırmak için hutuvat-ı sitte adlı beyannameyi yayınlamıştır.
iki teneke altına vatan topraklarını satan 'şeyhiniz' şimdi kalkmış kardeşlikten efendime söyliyim dostluktan bahsediyorsunuz. fetullah gülen abdullah gül cumhurbaşkanı olduğunda gazeteye ilan veriyoır ama ahmet necdet sezer oldu mu ses yok dsp-chp iktidara geldi mi cuma kılmıyorlar ama nasıl akp-sp başa geldi dinden imandan bahsediyorlar.böyle hocalar olduğu sürece türkiye çok geri kalır son tren kazasında olduğu gibi komünist işi diyip bir çivi çakılmamıştır demiryollarına gericiler sizi kahrolsun fetullahizm kahrolsun nurculuk yaşasın sosyalizm
sadece fetulahın peşine takılanların mı ALLAH'ı var lan? yalnızca onlarme müslüman? lafa böyle başlıyorsun? Birde utanmadan bu devletin kucusuna söz söyleme cüretinde bulunuyorsun, dua etmesi gerekirken Bu varlığını fetullah a değil ATATÜRK'e borçlusun unutma!
sayın halkım ve sevgili kardeşlerim.biz bu ülkenin insanlarıyız birbirimize sahip çıkmazsak bizi yer bitirirler.lütfen kendimize gelelim.bu ülke bizim.dıştakilerin oyununa gelmeyelim.ayrıca atatürk ve said nursi gibi bu ülkenin insanları hakkında kötü konuşmayalım.bu ülke için kendilerini feda eden insanlardır.illaki herkesin hatası vardır.bence kendi iç kavgamızı bırakıp bu ülkeyi nasıl daha ileri götürebiliriz ?bunun tartışmasını yapalım.saygılarımla ...
said nursi 1960 larda vefat etti. bugün 2008. bu milletin hiç mi hakkı batıldan ayıracak idraki yok? bugün, yıllar önce devlet düşmanı olan hainlerin hangisinin ismi anılıyor. eğer said nursi dediğiniz nitelikte biri olsaydı bütün dünya bölük bölük onun davasının ardından gidip yazdığı (kendisinin tabiriyle yazdırıldığı) eserleri okumazlardı. herkes elbette davasında sebat edecek fakat galip gelen her zaman HAK olacaktır.(bugün gözünüze girer derecede olduğu gibi)
said nursi 1960 larda vefat etti. bugün 2008. bu milletin hiç mi hakkı batıldan ayıracak idraki yok? bugün, yıllar önce devlet düşmanı olan hainlerin hangisinin ismi anılıyor. eğer said nursi dediğiniz nitelikte biri olsaydı bütün dünya bölük bölük onun davasının ardından gidip yazdığı (kendisinin tabiriyle yazdırıldığı) eserleri okumazlardı. herkes elbette davasında sebat edecek fakat galip gelen her zaman HAK olacaktır.(bugün gözünüze girer derecede olduğu gibi)
Canım Kardeşlerim. Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizin getirdiği şer-i şerif bellidir. Aslında insanları yargılamak Allaha mahsustur. Fakat Müslümana, hele hele saf temiz iyi niyyetli olan bir topluluğa islam adına, hıristiyanlığa hizmeti (bozulmuş haliyle hıristiyanlık) İslam ile aynı kefeye koyan bir liderin arkasından gitmek ne kadar tehlikeli olduğunu göz önünde bulundurmak lazım. Allah İndinde tek din İslamdır. bunu az çok kulaktan dolma da olsa dini bilgileri olan her müslüman bilir. Ayetle sabittir. Ama gel gelelim diyaloğ adına hıristiyan aleminin gizli kardinali durumuna gelmek, veya asıl adı Said-i Kürdi olan kişi Alman Kardinali Nurs\' un lakabını alarak ismini Said-i Kürdi den, Said-i Nursi diye değiştirmek, Allah için biraz soru işareti gerektirmezmi. Sevgili peygamberimiz tebliğlerini yaptı. Ama hiç bir zaman Diyaloğa girmedi. Çünkü İslamdan önceki dinler tahrip edildiğinden Allah katında hükmünü yitirdi. Hele hele şahadeti, şehit olmanın mertebesini bile testis inancı taşıyan hıristiyanlara yakıştırmak.??? Ama biz şunu iyi biliyoruz. Ne yapsalarda; saf müslümanları akın akın da olsa arkalarından sürükleseler bile hakikat bir gün (Ahirette) ortaya çıkmayacakmı? yoksa hıristiyanlara kendilerimi şefaat edecek. Duam; Allahım Ehl-i Sünnet Vel Cemaat yolundan son nefesimiz dahil olmak üzere ayırma. Sırat-ı Müstakim üzre kıl. Ve müslüman kisvesi altında küfre hizmet edenlerden sana sığınırız. Ammaa bir sürü müslüman, içi hıristiyan bu kişilerin müslüman maskesine inanarak arkasından yürüyor. Körü körüne, evet körü körüne. Önce Dininin kitabı Kur\'an-ı Kerimi öğreteceklerine, Kur\'an okumasını bilmeyenlere anlamada zorluk çektikleri alemlerden bahsediliyor. yerde emekleyen bir çocuğu göklerde gezdirerek, gökleri anlatmak ne derece doğru dersiniz. selamlar.
ulan ne admlarsınız yahu.hala hainlik hala yediği ekmeğe hakaret.bıkmadınızı?yorulmadınızmı?allah allah dediniz baş dinsiz olarak yaşıyorsunuz.dinde şükür yokmudur siz daha neden bahsediyorsunuz.ATATÜRK olmasaydı şu elinin altındaki mucizeci aleti kullanıyor ola bileceğinimi sanıyordun.gidin o zaman yemeyin ekmeğini bu vatanın,kullanmayın sunulan imkanlarını,giyin cüppenizi sarığınızı yaşayın hayatınızı.ne istiyordunuz.şeriatın içindemi yaşasaydık?hata yapan gelişmemiş öz kerdeşine yaşama hakkı sunulmadan gözünün önünde kellesinn uçtuğunumu izlemek isterdiniz.annelerinizin halla koyun gibi yaşamasına tanıklık yapmakmı isterdiniz.sizi doğuranana saygı cumhuriyeti kurmu,hatalara ölüm değil öğretme yasası koymuş.bunun türk ü kürdü yok arkadaşım.öyle doğdun diye seni kimsenin dışlamadığı bir ülkede yaşıyorsun.sadece sizler kendinizi geri planda görmek istiyorsunuz..geçmişinizdeki aynı kanda olan dedelerinizin cehaleti bu.siz sadece dedeleriniz diye anlamaı olmayan bu savaşı neden devamı peşindesiniz.türk demek türk bayrağı altında yaşayan ve onun kimliğini taşıyan,ekmeğini yiyendir.şu an hala dağda savasan teroristlerin sizlerin haklartınımı aradığını sanıyor ve onların yandaşlığınıı yapıyorsunuz?onlar tamamen amerikan oyunu dost...türkiyeye tedirgin bırakmak ve ilerlemesini engellemek.bütün amaç sadece bu .kimi nyi savunuyorsunuz.ölü yada diri ele geçirilen çokğu pkk lının sünnetsiz ve ermeni çoğunlukta olduğunu biliyormuydunuz?nerde sizin kürt müslüman ve halkını koruyan onun için dağlarda savaşan sizi savunan askerleriniz.sizleri bizleri savunan tek ordu varsa oda tsk dır.uyanın uyanın.bırakın artık kan savaşını hainliği.türküz işte ne mutlu
Ankebut suresini , bilhassa ankebuttan bahseden ayetten sonra gelen ve ehli kitapla nasıl mücahede edilmesi gerektiğini anlatan ayetlere dikkat etmek lazımdır. Ayrıca hoşumuza gitsin veya gitmesin binlerce veya milyonlarca takdir edeni bulunan vatan evlatları bizim değerlerimizdir. Değerlerimize sahip çıkıp yapabiliyorsak onların yaptığının üzerine bir şeyler yaparak bir noktaya varabiliriz. Yoksa yakıp yıkarak bir yere varamayacağımız gibi , bizdeki bu mevcut hastalığı kullananların oyunlarında birer piyon olmaktan öteye gidemeyiz. Herkese ve hakaret içermediği sürece her düşünceye saygılar.
ya kardeşim biz atatür e hırs duymamızın sebebi bizi cahaletten kurtardı diye değil ülkeye dinsizliği soktuğu için eski osmanlı imparatorluğunda cahillikmi vardı siz ne saçmalıyosunuz
Adam Kürt Teali cemiyetinin kurucuları arasında yani Kurtuluş Savaşına karşı çıkan birisidir.
Kaldı ki Şey Said ile görüşmüş Kürt isyanının başarılı olamayacağını anladığı için AYRILMIŞTIR.Yoksa Kürt Devleti kurma fikri yok demek cahilliktir.
Risaleyi Nur ların orjinal nüshalarını okuyun saçmalıklarla doludur.Her baskıda saçma görüşleri çıkarılmış saçma olduğu belli olmasın diyede günümüz türkçesine tercüme edilmesinede karşı çıkılmaktadır.Kısacası okuyan bir halt anlamakta saçma sapan cahil birinin zırvalarıdır.Kuran-ı Kerim varken bu deli saçmasına Müslümanların ihtiyacı yoktur.Ancak Hıristiyanların hoşuna gidecek bir kitapdır.Çünkü savaşta ölen Hristiyanları şehit kabul etmekte cennete göndermektedir.Kurtanda var mı böyle birşey? Bu milletin böyle deli saçmalığı ile uğraşacak vakti yoktur.
devlet neden seh sait ve saidi kürdi nin mazarlarını saklıyor.
walla bence herkes saçmalamış
bence said nursi bu kitapları kendi yazmıştır yani yazdırılmamıştır.
adam kendince müslümanlık için bişeler yapmaya çalışmış ama fazla başarılı olamamış.
zaten kuran-i kerim bütün zamanlara hükmeden bi kitabtır kuran hem 2008 den bahseder hemde m.ö den said nursinin kitaplarını çoğu ise kendi yaşadığı dönemlerden derlenmiştir.
bence risale-i nur kuran tesfri değildir
bu adama bir de evliya , ermiş diyorlar
EN BÜYÜK TÜRK ATATRÜK...